HABERLER

TMSF Başkanı Mehmet'in Gezegeni'ne Konuk Oldu!

Güncelleme: 25.11.2014 10:10

cover

TMSF Başkanı Şakir Ercan GÜL şu anda Kral FM'de Mehmet'in Gezegeni'nin konuğu.

Gezegen Mehmet : TMSF Başkanı Şakir Ercan Gül şu anda stüdyoda konuğumuz. Başkanım hoş geldiniz. 

Şakir Ercan Gül : Hoş buldum.

GM : Bugün Öğretmenler Günü, söylemek istediğiniz bir şey var mı?

ŞEG : Tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü'nü tebrik ediyorum. Hayatta olan öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum. Vefat etmiş olan öğretmenlerimin yakınlarına başsağlığı ve kendilerine de rahmet diliyorum. Öğretmen denilince aklıma ilk Hazreti Ali geliyor. "İlim Çin'de de olsa gidip onu arayıp bulun" demiştir.

GM : Türkiye'nin en çok dinlenen radyosu KRAL FM'desiniz. Aynı zamanda da 160 ülkede de internet üzerinden de dinlenmekte. Bir dönem TMSF yönetiminde yayın da yaptı, o dönemde de beraber çalıştık. Kral FM hakkında neler söyleyeceksiniz?

ŞEG : Bu ülkede bir çok şeyde olduğu gibi müzikte de ötekileştirmelerin yaşandığı dönemde Kral FM tüm bu diretmelerin karşısında durup bu müzik türüne sahip çıktı ve müzik anlamındaki tüm renkleri, her tonu içinde barındıran çok özel bir radyo kanalı Kral FM.

GM : Başkanım TMSF ne yapar, görevi nedir? Kısaca bize anlatabilir misiniz?

ŞEG : TMSF sigorta şirketleri ne yapıyor ise aslında onu yapar ama bir devlet kurumudur. Sigorta Kurumudur esasen. Diğer özel şirketlerden farklı yanları vardır; şirketler biliyorsunuz kâr-zarar esasına göre kurulur ve çalışırlar ve iflas ederler vesaire ama TMSF devlet kurumu olduğu için kâr-zarar ilişkisi içerisinde değil kamusal prensipler, verimlilik, devletin genel mekanizması ve finansal istikrarı koruyup korumamasıyla alakalı görevlerle ilişkilidir. Dolayısıyla bir devlet kurumudur TMSF. 

GM : Peki, bir parantez açmak istiyorum dinleyicilerimizin tam anlamıyla anlaması için; bir adamın fabrikası vardır. Fabrikasını gider sigorta yaptırır. Yandığı zaman, sel olduğu zaman bir felaket olduğunda sigortadan onu karşılamak için. Bunlardan biri de başına geldiğinde sigorta şirketi bunun parasını verir. Fakat bu yangının kasti bir şekilde çıkartılıp çıkartılmadığını inceler. Eğer bir art niyet var ise bunun bedelini bunu kasten yapandan alır. Bu anlatım doğru bir anlatım mıdır?

ŞEG : Bu anlatım esas itibariyle sigorta şirketlerinin mantığını ortaya koyar. Herşeyden önce sigorta kapsamında olup olmadığına bakılır. Sigorta sözleşmesinde eğer deprem yoksa ve depremden dolayı sigortalı malınınız zarar görmüş ise sigorta dışıdır ve zararınızı sigorta şirketi karşılamaz. Eğer sözleşmenizde yazan her hangi bir sebepten dolayı risk gerçekleşirse sigorta şirketi taahhüt ettiği şeyi size verir.
Bizim TMSF olarak sigorta sistemimiz esas itibariyle Türkiye'de bankalardaki mevduatı sigortalamak üzerine kurulu. Birinci görevimiz küçük tasarruf sahiplerini korumaktır. Neden küçük tasarruf sahibini korumak; burada büyük tasarruf sahipleri bir şekilde endeksleyerek başkalarına da sigortalayabilirler. Burada önemli olan büyük bir kesimin yani halkın korunması suretiyle finansal istikrara yardım etmek. Finansal istikrarın önemi nerdedir; eğer bu korunma olmazsa insanlar bankalara para yatırmaktan çekinirler ve gereksiz bir bankalardan para çekilme hücumuna yol açar. Bunu önlemek için sigorta mekanizması geliştirilmiştir. Üç aşşağı beş yukarı dünyanın hemen hemen her ülkesinde uygulamaları farklı olmakla birlikte bu sigorta mekanizması vardır ve sınırlıdır. Niye sınırlıdır; mesela biz şu an 100 bin liraya kadar mevduatı sigortalıyoruz ama 100bin liraya kadar sigorta neredeyse toplumun %90'nın hatta %97 - %98'e kadar bir koruma sağlıyor.   

GM : Çünkü bir çok kişinin 100bin liradan fazla parası yok.

ŞEG : Evet, sonuçta 100bin liranın üzerinde parası olan kişi sayısı çok az. Dolayısıyla bu mekanizma toplumun önemli bir bölümünü kavrıyor ve bir güven oluşturuyor. Bu kişi bazındadır. Yani aile üyeleri bazında bunu arttırmak mümkün. Mesela 5 kişilik bir aile; 5 x 100bin sadece bir bankada. Eğer 10 bankada mevduat olursa 5 kişinin 5 x 100bin x 10banka = 5milyon lira. Böylelikle sistem bankacılık sisteminine yönelik bir güven artırıyor. Kriz dönemlerinde bu güvenceler %100 lere çıkartılmış durumda. 2001 krizinde bütün sistemi olumsuz etkiler düşüncesi ile %100 çıkarıldı. TMSF'ye bu banka batışları sebebiyle intikal eden bankaların bütün mevduatlarını hatta hatta o gün belki yanlış bir kararla bankaların bütün pasiflerini toplum ve devlet olarak ödedik ve bunun maliyetini çok uzun sürede çıkarabildik.

GM : Ne kadar ödediniz Sayın Başkan?

ŞEG : Anapara olarak 31 milyar dolar civarında bir para ödedik. Bu anapara; bunun basit faizle karşılığı 75 milyar dolar. 

GM : 75 milyar dolar! Bu milletin parası.. Ya çalındı ya da yanlış yönetildi. Sonuç olarak 75 milyar dolar bu ülkenin sırtına yük bindi ve bu parayı siz TMSF olarak ödediniz. Fakat kimin parasıyla ödedi TMSF bu parayı yine halkın parasıyla. Bizim vergilerimizden ödendi bu para. Bu kapıyı açık bırakanlar, güvenlik tedbiri almayanlar veya işbirlikçiler bunlarla ilgili çok fazla birşey duymadık biz. 

ŞEG : Aslında 2004 itibariyle TMSF en son yapısı teşekkül etti ve özel kurul olarak faaliyette bulunmaya başladı. Daha önce BDDK bünyesindeydi. Ondan önce de Merkez Bankası bünyesindeydi. 2005 senesinde de son bankacılık kanunu son halini aldı. Özellikle 2004 sonrası kamuoyunda Uzan şirketleriyle ilgili yapmış olduğumuz operasyonlarla tanıdı kamuoyu bizi. Fakat burada en önemli şey şu; şimdi kurumsal yapı kuruldu. Bundan sonra böyle bir olayın olma olasılığı büyük ölçüde azaltıldı. Biz esas itibariyle geçmişteki bu zararı tazmin için uğraşıyoruz. Oldukça uzun bir zaman geçtiğinden dolayı da paranın önemli bir bölümü buharlaştı. Yani sıcağı sıcağına bu bankalar TMSF'ye intikal ettiği zaman vaziyet edilebilmiş olsaydı bu zararı daha da azaltabilirdik. Yalnız şunu da unutmamak lazım bu ekonomik krizlerin ülkelere maliyetidir genel olarak bakıldığında. 2008 sonrası biliyorsunuz başta Avrupa ve Amerika'da da olmak üzere küresel bir krizle karşı karşıyayız. Türkiye bu küresel krizden en az etkilenen ülkeler arasında. Hemen hemen ondan sonra hiç bir banka TMSF'ye intikal etmedi. Ama biz biliyoruz ki ekonomik krizler; ekonomik yapılanmayı tamamlayamamış, ekonomik yaraları derin olan, siyasal yapılanmaları zayıf olan ülkeleri çok daha fazla etkiliyor. Sigortacılık eskiden bir prim almadan herhangi bir durum intikal ederse bunu halka başvurarak çözeriz diye düşünüyordu. Artık öyle değil; egzante dediğimiz yani daha önceden prim toplama sistemiyle bir rezevr biriktirme anlayışının hemen hemen her ülkede olduğunu ve bununda artık bir Avrupa Birliği direktifi olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemlerde muhtemel ciddi bir bankacılık krizinin karşılanması anlamında ön hazırlık olduğunu görüyoruz. Sonuçta yaşanan bu krizlerden sonra toplumunda ödemesi gereken noktalar var ve bu tarz ön hazırlıklar toplumun öedeme miktarını düşürmektedir.

GM : Başkanım 75 milyar dolar bir zarar var ortada. Bunun bir bölümü yolsuzlukla bir bölümü de yanlış yönetimden dolayı ortaya çıktı. Bunun ne kadarı yolsuzluk ne kadarı yanlış yönetim? Elinizde bir oran var mı?

ŞEG : Bunların bir kısmı Türkiye'deki ekonomik sistemin yanlış yapılanmasından bir kısmı siyasal yapının zayıf olmasından dış etkiler nedeniyle Türkiye'de uzun vadeli bir hükümet oluşmamasından kaynaklanan nedenler var. Belki de en önemli neden bu. Çünkü güçlü siyasal yapılar; güçlü ekonomik yapıları yaratıyor, güçlü ekonomik yapılarda dolayısıyla krizin oluşma olasılığını azaltıyor. Birinci neden bu. İkinci neden ise; Kurumsal bankacılık altyapısının sağlam olması. Bankaların hakim ortaklarının bankalardaki parayı kendi paraları olarak görmemesi. Yani eğer bu banka benim bankamdır, buradaki parayı istediğim gibi kullanırım gibi bir bakış açısı olurda bu da devlet organları tarafından denetlenmez ve görülmez ise o bankacılık krizi daha derin olur. O maliyetlerin geriye kazanılması çok daha zor olur. 

GM : Denetlenmesi gerekirken bu işin doğru yapılamamsı sonucu 75 milyar dolarlık bir zarar var. Denetlemesi gerekenler, ihmalde bulunanlar ve göz yumanlar da olmuştur diye düşünüyorum. Bunların mal varlıklarıyla ilgili, yaşantılarıyla ilgili bir çalışma oldu mu?

ŞEG : Ben bu durumla ilgili genel birşey söylemek zorundayım. Spesifik bir şey söylemem çok doğru olmaz çünkü; hepsiyle ilgili bir ceza davası var. Bizim doğrudan müdahil olduğumuz davalar değil bunlar. Otomatik olarak kamu davasına dönüşmüş davalardır bunlar. Ayrıca toplum adına da bu davaların takipçisiyiz. Kimsenin yanına kâr kalmasın istiyoruz. 

GM : 75 milyar dolarlık zarararın ne kadarını tahsil ettiniz?

ŞEG : Aşağı yukarı 22 milyar dolarlık bir tahsilat yaptık. Bunun öncelikli alacaklılara ödendikten sonra devletin kasasına giren miktar 18 milyar dolar. TMSF'nin bu yapılanmasının geç olması itibariyle bazı şeylerde geç oluştu. Geç verilmiş olan yetkiler yüzünden de TMSF geç olgunlaştı. Özellikle son kriz sebebiyle bizde yeni şeyler öğrendik. Bankacılık sistemi bu yapılanma ile çok iyi terbiye oldu. Eskiden banka patronları bankam batarsa batsın bende diğer işlerimi yürütürüm mantığındaydı. Artık bankası batarsa biliyor ki diğer işleri ya da mal varlığı diye birşey olmayacak. Artık "aman bankam batmasın" mantığında. 

GM : Şimdi banka deyince, bizim grupta da (Doğuş Grubu) çok önemli bir gelişme oldu. Ben sizin yorumunuzu da merak ediyorum. İspanyon Bankası BBVA, Garanti Bankası'nın ağırlıklı hissesinin sahibi oldu. 2.5 milyar dolar civarında bir ödeme yapıldı Doğuş Grubu'na. Şimdi burada ilginç bir durum var. İspanya'da da ciddi bir tartışma konusu oldu; İspanya ekonomisi şu anda zor bir dönem yaşıyor ve İspanya kamuoyu bu paranın neden dışarı çıkarıldığını konuşuyor. Alınan mal da sonuçta taşınamaz bir mal. Bu bir risk değil midir? 

ŞEG : Şimdi Türkiye uluslararası ekonominin bir parçası. Türkiye bir kere dışa kapalı bir ekonomi değil, Türkiye dışa açık bir ekonomi. Bu sebeple de küresel sermayenin unsurlarına açık. İspanya'daki banka ile buradaki banka farklı çalışıyor. Buradaki parayı İspanya'daki bankaya alıp götüremez. BDDK'nın bu konuda çok sıkı kuralları var. İspanya'daki bankanın burada ortaklık yaptığı bankanın parasını alıp götürmek gibi bir şansı yok. SPK ve BDDK'nın izin verdiği ölçüde de yıl sonundaki kar payının bir kısmını çıkartabilir ancak.. Ayrıca bu durum yurtdışında da Türkiye'ye karşı bir güven ortamının oluştuğunu ve İspanya'dan bir bankanın Türkiye'deki bir bankaya ortak olması sonuçta bu ülkeye bir sıcak para akışını da gösteriyor.

GM : Başkanım son olarak Offshore bankacılığı sormak istiyorum. Son dönemde bu konuda oldukça başınız da ağrıdı. Güvencenizde olmayan, aslında yükümlülüğünüzde olmayan birşeyden dolayı bedel ödüyorsunuz sürekli. Offshore bankacılığını kısacık bize özetler misiniz?

ŞEG : Offshore Türkçesiyle kıyı bankacılığı dediğimiz bir bankacılık türü. Türkiye'nin siyasi sınırlarının dışında para toplayan ve bunları bu mekanizma üzerinden plase eden bankalara verdiğimiz isim. Türkiye'nin sınırları dışında kabul edildiği için burada uygulanan vergi sistemine dahil değil. 

GM : Sizin güvencenizde mi?

ŞEG : Hayır bizim güvencemizde değil.

GM : Ama siz bedel ödüyorsunuz.

ŞEG : Onun nedeni şu; maalesef Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin vermiş olduğu bir karar nedeniyle bununla yüzyüze geldik. Bir de bu yıllar sonra 2012 yılında tahakkuk etti. Tabi biz buna bütün hukuk birimlerimizle bu kararın yanlış bir karar olduğunu doğrulamaya çalışıyoruz. Offshore mevduatı TMSF olarak bizim güvencemiz kapsamında değildir. Offshore hesaplarına para yatıran kişiler faizlerini alıyor, hem bu devlete vergi ödemiyor hem de parasını kaybedince bu devletten parasını istiyor. 

GM : Son zamanlarda TMSF gündeme gelmiyor. İşler yolunda mı demek bu?

ŞEG : TMSF'nin gündeme gelmemesi sıhhat işaretidir, gelmesin zaten. Yıllar sonra bu offshore bankacılık sebebi ile canımız yandığı için gündeme geldik. Umuyoruz ki Türk Yargısı bu halk için doğru kararı verecektir.

GM : Sayın Başkanım çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için.

ŞEG : Bende size ve tüm Kralcılara teşekkür ediyorum.

 

İlgili Foto ve Video Galeriler

bana güzel bir şey çal

HABERLER tümü »

  • cover
    Despina Vandi ile Kapanış!
    cover
    Serkan Çağrı, Buika'ya Eşlik Etti!
    cover
    Özcan Deniz'in Yeğen Sevinci!
    cover
    Karadeniz'in Genç İsimlerine Ustalardan Destek!
    cover
    Cem Karaca Klarnet Festivali'nde Anıldı!