HABERLER

Çek Bir Kaset, Karışık Olsun!

Güncelleme: 11.07.2014 15:57

cover

Müziğin hayatınızdaki önemini bir düşünün. Metroda, sporda, evde ya da sokakta, tek başınıza kulaklıklarınızı taktığınız her an yaşadığınız bu zevki bugün 35 yaşında olan bir delikanlıya, Walkman’e borçlu olduğunuzu hatırlatmamıza gerek var mı? O zaman bu kaset Sony Walkman ve yaratıcısı Nobutoshi Kihara şerefine çalsın!

Eser Teker
80’lerin eşiğindeki dünya bugün bildiğimizden çok daha acayip bir yerdi. 30 yıldan fazladır süregelen Soğuk Savaş nedeniyle iyice kutuplaşan dünyada artık, sadece her dem mutlu ve her şeye muhalif hippiler değil, herkes daha fazla özgürlük için sesini yükseltmeye başlamıştı. İnsanlar büyük bir değişime hazırdı; sadece birkaç yıl içinde Berlin’de Avrupa’yı hatta bütün dünyayı ikiye ayıran büyük duvar yıkılacak, Tiananmen Meydanı’nda kızıl Çin’in özgürlükçü yeni nesli tankların önünde ölümüne bir cesaretle duracak ve komünizmin kalesi Sovyet Rusya’da glasnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılanma) sesleri yükselmeye başlayacaktı. Ama bambaşka bir açıdan, hepsinden önemlisi dünyanın her yerinde, her yaştan insan, tüm bu olan biteni, küçük bir kutudan kulaklıklarla dinledikleri, kendi seçtikleri arka plan müziğiyle hatırlayacaktı.

Özgürlük için müzik

1978 yılında Sony ses departmanında çalışan mühendis Nobutoshi Kihara, şirketin kurucu ortağı ve eşbaşkanı Akio Morita için, taşınabilir bir kasetçalar prototipi tasarladı. Amacı, Morita’nın uzun uçak seyahatlerinde çok sevdiği operalardan mahrum kalmamasıydı. Kısa zaman sonra tüm dünyaya bir salgın gibi yayılacak bu kompakt kasetçalar, genç mühendisler arasında Walkman adıyla anılıyordu. Oysa büyük başkan Akio Morita bu isimden nefret ettiğini açıkça söylüyordu.

Her nasılsa, 1 Temmuz 1979 tarihinde Japonya’da özgün ismiyle piyasaya çıkan Walkman, 1980 yılında aralarında Amerika’nın da bulunduğu birçok ülkede Soundabout, İsveç’te Freestyle, İngiltere’deyse Stowaway adlarıyla tüketicinin beğenisine sunuldu. Ayda 5 bin parça satması öngörülen kişisel kasetçalar, ilk iki ayda 50 binin üzerinde sattı. Tahmin edeceğiniz üzere, 1986 yılında Oxford İngilizce Sözlüğü’ne resmen giren Walkman dışındaki isimler, bugün teknoloji tarihinin kötü fikirler çöplüğünde olsa da, Kihara’nın mucize kompakt müzikçaları milyonlarca insana dilediği anda, dilediği yerde kişisel müzik özgürlüğünü vererek bir devrim başlattı.

Her yerde müzik

Aslında Walkman, türünün ilk örneği değildi. Alman asıllı Brezilyalı mucit Andreas Pavel, ilk taşınabilir kişisel kasetçaları 1972 yılında tasarlamış ve 1977 yılında patentini almıştı. Pavel’in icadı Soundbelt, namına yakışır biçimde, kaset çalabilen büyükçe bir kemerdi. Büyük bir global pazarlama dalgasının yanında Kihara’nın tasarımı, başarısını basitliğine borçluydu. Küçüktü, abartısız görünüyordu, üstünde sadece müzik çalmaya yarayan basit bir tuş takımı, kaydırmalı bir ses ayarı ve bir stereo kulaklık girişi vardı. Daha özgür olmak isteyen sıradan insanların büyük ses sistemlerine artık ihtiyacı yoktu. Yanında Walkman’in varsa hayatın bir Geleceğe Dönüş ya da Yıldız Savaşları ayarında Hollywood filmiydi ve müziklerini seçmek elindeydi.

Çocukluğunu ya da gençliğini 80’li yıllarda yaşayan nesil için Walkman bir vazgeçilmezdi. Kasetleri kalemle sarmak, radyodan şarkı kaydetmek ya da âşık olduğu kıza “bir karışık çekmek”, dünya çapında bir neslin temel içgüdüsü haline geldi. Kasetler özgürce elden ele dolaşıyordu. Artık müzik tamamen kişiseldi, aynı anda bugünkü anlamda kitleseldi ve kesinlikle her yerdeydi.

Değişen müzik

Walkman dünya çapında değişen politik düzenin, popüler kültür egemenliğinin ve özgürlükçü bireysel tüketim alışkanlıklarının hem simgesi hem de elçisi olmayı başardı. 90’lı yıllara geçerken ve manyetik bant yerini lazer güdümlü kompakt disk teknolojisine bırakırken Walkman, basitçe biçim değiştirip CD Walkman (Discman) olarak karşımıza çıktı. Ardından asla Walkman ya da Discman kadar popüler olmayı başaramayan MiniDisc Walkman (MiniDiscman) ortaya çıktı. Sony cephesinde işler yolunda görünüyordu ama kapıdaki dijital müzik devrimi, işleri tümden değiştirecekti.

1995 yılında ortaya çıkan MP3 formatı, CD kalitesinde ve küçük dosya boyutlu dijital müzik kaydına olanak sağlıyordu. Başka bir deyişle, bir CD’ye artık yüzlercesi kaydedilebilen şarkılar, dönemin yepyeni teknolojisi “World Wide Web” üzerinden hızlı bir biçimde paylaşılabiliyordu. Müzikçalar piyasası artık yeni nesil üreticilerin, MP3 oynatıcıların oyun alanıydı. Ta ki dünya, 2001 yılı sonlarında Steve Jobs tarafından kurulan bir ekibin tasarladığı Apple harikası iPod’la tanışana dek...

Daima müzik

Yeni milenyum için Walkman kadar basit, derli toplu ve harika görünen bir tasarım ürünü olan iPod, müziğin yeni kralıydı. 80’lerde Japonya’yı ziyaret eden Steve Jobs, eve kendisine bizzat Akio Morita tarafından hediye edilen bir Walkman’le dönmüştü. İlk iş bu Walkman’i parçalarına ayıran ve izleyen, yıllar boyunca nasıl daha iyisinin yapılabileceğine kafa yoran Jobs, belli ki iPod konseptinin ilhamını Atlantik’in karşı kıyısından gelen küçük bir müzik kutusundan almıştı. Bu çığır açan teknoloji, bir anlamda, bugün binlerce başka kolaylığın yanı sıra internetten online müzik servislerine erişmek için kullandığımız akıllı telefonların da atasıydı.

Günümüzde dijital müzik zafer günlerini yaşıyor ama çok da uzak olmayan gelecekte neler olup biteceği gerçekten bir muamma. Belki vücudumuza yerleştirilecek ufacık çipler marifetiyle en sevdiğimiz bir milyar şarkıyı direkt kafamızın içinde dinleyebileceğiz. Ama kişisel müzik devriminin büyük kahramanı Walkman, gün gelip dünya üzerinde çalacak tek bir tek kaset kalmasa da hep bir müzik ikonu olarak hafızalarımızda kalacak. Nice 35 yıllara!..

bana güzel bir şey çal

HABERLER tümü »

  • cover
    Gökhan Kırdar’dan Biofrekans Müzik Performansı!
    cover
    20 Dakika Programında Onur Kırış'ın Konuğu "Güliz Ayla"
    cover
    100 Tam Puanla Türkiye'ye Birincilik Getirdiler!
    cover
    Ferman Toprak'tan Yaz Sürprizi!